UKÜ ÖĞRETİM ELEMANLARININ MAKALESİ BİLİM VE ÜTOPYA DERGİSİNDEUluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Hatice Ülsever ile Eliz Volkan’ın yazısı Bilim ve Ütopya dergisinde yayınlandı.

Bilim ve Ütopya dergisinin 265. sayısında yayınlanan makale Bilişsel Nörobilimin alt başlıklarından dikkat ve dikkat bozukluklarının bilişsel, davranışsal ve biyolojik temellerini ele almakta.

Söz konusu yayın hakkında açıklamalarda bulunan Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlileri Hatice Ülsever ve Eliz Volkan çalışma alanları ile yakından ilgili olan Bilişsel Nörobilim konusunda literatür çalışması yaptıklarını belirtti.

“Dikkat bilgilerin bilince geçiş aşamasındaki en önemli faktör”

Hatice Ülsever, dikkatin insanın zihinsel süreçleri için en temel olgulardan biri olduğuna dikkat çekerek, makalenin dikkatin tanısal geçerliliği en çok tartışılan bozukluklardan biri olan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) bağlamında irdelenmesini kapsadığını aktardı. Dikkatin bilgilerin bilince geçiş aşamasındaki önemli faktörlerden biri olduğu ve farklı dikkat türleri veya dikkatin farklı alt süreçlere bölünmüş olduğunun anlaşıldığını vurgulayan Ülsever, DEHB olan çocukların ayrıntılara dikkat etmekte güçlük çektiğini söyledi. UKÜ Öğretim Görevlisi Ülsever, DEHB görülen çocuklarda mevcut başlıca bilişsel bozuklukların planlama, dikkat, tedbirli eylemler, inhibisyon, dürtüsellik, hafıza, problem çözme, bilişsel esneklik ve duyusal bilginin entegrasyonu gibi alanlarda ortaya çıktığını kaydetti.

Ülsever, DEHB olan çocukların genellikle dikkat testleri, hafıza testleri, yürütme fonksiyon bozuklukları zorluk ve zeka testlerinde daha düşük puanlar elde ettikleri üzerinde durdu.

“DEHB bilişsel ve davranışsal işlevleri etkiler”

Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Eliz Volkan ise DEHB’nin frontal lob tarafından düzenlenen bilişsel ve davranışsal işlevleri etkilediğine ve akademik veya sosyal işlevsellik kalitesini düşürdüğüne vurgu yaptı. Nörobiyolojik açıdan bakıldığında DEHB olan bireylerde başlıca prefrontal korteks ve sigulat girusta dopaminerjik iletişim düşüklüğünün gözlendiğini belirten Volkan, “Böylelikle, çesitli dopaminerjik ve noradrenerjik uyarıcılar ve ilaçlar DEHB tedavisinde kullanılmaktadır. Bu gibi farmakolojik tedaviler büyük ölçekte etkili olsa da bu tedavilerin akademik başarı ve insan ilişkilerindeki etkisinin limitli olduğu görülmüştür.” dedi.

Eliz Volkan, Nöropsikolojik bir mercek ile bakıldığında DEHB’nin zihinsel süreçleri etkileyen yönetici işlemlerdeki eksiklik olarak tanımlandığını söyledi. DEHB’ye klinik bir mercek ile bakıldığında ise bireyin gelişimini ve fonksiyonlarını engelleyen, süregelen dikkatsizlik ve/veya hiperaktivite örüntüsü olarak açıklayan Volkan, her bireyin gelişiminde ve fonksiyonlarında hem işlevin hem de engellenmenin beyin bağlantıları ve yönetici işlemlerdeki faaliyetler sonucu ortaya çıktığını dile getirdi. Öğretim Görevlisi Volkan DEHB ve dikkat ile ilgili henüz çözümlenmemiş ögelerin ve tartışmalı varsayımların, nörobilimsel uygulamalar ışığında aydınlanacağının savunulduğuna dikkat çekti.

Haber: Mine Özlem GÜNDÜZ – Fotoğraf: Oğuz İLGEN