Ukü Öğretim Üyesinin Makalesi  uluslararası hakemli dergide yayımlandıUluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Fen – Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gürkan Gümüşatam’ın “Risâle-i Mu’âlece’ye Göre XVI. Yüzyıl Türkçesinde Tıbbi Bitki Adları (Medicinal Plant Names in 16th Century Turkish According to Risâle-i Mu’âlece” başlıklı makalesi uluslararası hakemli ve indeksli dergi olan “The Journal of Academic Social Science Studies (JASS)’de yayımlandı.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gürkan Gümüşatam Türk bilim tarihinin her yönüyle aydınlatılmasının tıp, astronomi, kimya, farmakoloji, matematik gibi bilim dallarında yazılmış tüm eserlerin incelenmesi ile mümkün olacağını vurguladı.

Söz konusu araştırmanın amacını, kısmen standartlaşmaya başlayan 16. yüzyıldan kalma Risâle-i Muâlece adlı tıp yazmasındaki bitki adlarını belirlemek olarak açıklayan Gümüşatam, bu hedefle, önce T.C. Millî Kütüphane’den alınan el yazması metinin çözülmüş ve dikkatli bir taramadan sonra yazmada geçen bitki adlarının tespit edilmiş olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Gürkan Gümüşatam makalenin içeriğinde Türkler’in Anadolu’ya gelmeden önce de tanıdığı bitkilerin belirlenmiş, bunların Oğuz yazı dili oluşmadan önceki izlerinin gösterilmiş, diğer yandan Arapça, Farsça ve Eski Yunanca (Grekçe) kökenli bitki adlarının 16. yüzyıl Türkçesindeki kullanım şekillerinin saptanmış olduğu bilgisini de ekledi.

Eski Türk tıbbında ilaç yapımı için ağırlıklı olarak yaşanılan bölge ve yakın coğrafyanın bitki örtüsünden yararlanılmıştır

Eski Türk tıbbında ilaç yapımı için ağırlıklı olarak yaşanılan bölge ve yakın coğrafyanın bitki örtüsünden yararlanıldığını belirten Doç. Dr. Gürkan Gümüşatam, Türkiye’nin değişik bölgelerinde 9 bin civarı yabani bitkinin  yetişmekte olduğunu ve bu bitkilere halk arasında verilmiş adların 3 bin civarının TDK Derleme Sözlüğü’ne de girmiş olduğunu söyledi.

Risâle-i Mu’âlece’ye göre 16. yüzyıl Türkçesinde yer alan bitki adlarından örneklere de yer veren Gümüşatam, “Eski Türk tıbbında ‘otacı’ olarak isimlendirilen hekimler bu adı otlarla ilaç yaptıkları için almıştır. Bitkilerin şifalı etkilerini Orta Asya’da yaşadıkları dönemden beri bilen Türk ulusunun, Arapçadaki ‘ilâç’ sözcüğüne karşılık bir süre ‘ot’u kullanması da eski gelenekten gelen bilinçli bir tercihin ürünüdür.” dedi. Gümüşatam incelenen tıp risalesinde “göz otı”, “yakı otu” v.b. şekillerde geçen terimin, tüm bitkileri birer drog olarak algılayan anlayışla birleştirilmesi de Türk tıbbının Arap ve Eski Yunan tıbbı üzerine inşa edilmesine rağmen, Uygurlar devrinde başlayan tıp geleneğinden kopmadığına da işaret ettiğini vurguladı.

Eski metinlerde Türkçe bitki adlarının Arap/ Fars dillerinden gelen isimlerle beraber anılması Divân-ı Lugâti’t-Türk’le başlar

Eski metinlerde Türkçe bitki adlarının Arap/Fars dillerinden gelen isimlerle beraber anılmasının Divân-ı Lugâti’t-Türk ile başladığına dikkat çeken Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi Doç. Dr. Gümüşatam, tarihî süreçte ikili örneklerden kimi kez Türkçe kimi kez de yabancı kaynaklı olanın yaygınlaştığını, birinin diğerini unutturduğunu, Divân-ı Lugâti’t-Türk’te karşılığı bilinmesine rağmen 13. ve 14. yüzyıl Oğuz yazı dilinde unutulan birçok bitki adının mevcut olduğunu kaydetti.

Haber: Mine Özlem GÜNDÜZ – Fotoğraf: Gülsenem DEMİREL