UKÜ ŞAİR EMEL KAYA’YI AĞIRLADIUluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Fen – Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün davetlisi olarak Üniversite’ye gelen şair Emel Kaya, Çevik Uraz Konferans Salonu’nda “Şiirde Söylem ve Yaratım Süreci” temalı söyleşi gerçekleştirdi.

Etkinlik öncesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri tarafından şair Emel Kaya’ya ait “Yasmin Bilgisi”,”Kuzey”,”Sevgili Yasmin”,”Az Sonra Dönerim” ve “Franz, Artık Ölüyorum” isimli şiirler seslendirildi. Daha sonra Fen – Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mihrican Aylanç şairin “Gide Gide Oraya Varmıştık” adlı şiirini okudu.

“Şiir insanın kendine dönüp bakması ile başlar”

Şiirin başlangıç noktasını açıklayarak söyleşiye başlayan Emel Kaya, şiirin insanın kendine dönüp bakması ile ortaya çıkabileceğini kaydetti. İlk şiirini 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenine yazdığını ifade eden Kaya, şiire başlarken önce Türk Edebiyatının en önemli şairlerinden Ahmet Haşim ve ardından Orhan Veli Kanık etkisinde kaldığını söyledi.

UKÜ ŞAİR EMEL KAYA’YI AĞIRLADI

Söylem kelimesinin anlamını insanın kendisine ait bir söyleyiş biçimi olarak açıklayan şair Emel Kaya, her şairin şiir yazmaya başlarken kendine has bir üslup oluşturması gerektiğini kaydetti. Kaya, şiirin yaratım sürecinde en önemli unsurun şairin dünyaya bakış açısı olduğunu dile getirdi.

Emel Kaya her şairin kendi ideolojisini şiire yansıttığını ve her şairin şiirinde bu dünyaya bakışının görülebileceğini belirtti. Kaya, “Her insanın kendi trajedisi vardır. Önce bu trajediye dönmek gerekir, ‘var oluşumuzun sebebi ve benim trajedim nedir?’ sorusuna dönerek kendimizi bulmalıyız. Şairlik yolunda aşmamız gereken  tek şey kendimiziz.” diye konuştu.

“Ten Tarihi, Yasmin ve Kadife aşkını anlatıyor”

Şair, ideolojilerden bahsederek “Ten Tarihi” ve “Yan Etkiler” isimli şiir kitabında dünyaya bakış açısını yansıttığını belirtti. “Ten Tarihi” isimli şiir kitabının Yasmin ve Kadife arasında geçen bir aşk olduğunu kaydeden Emel Kaya, “Bu kitapta Kıbrıs’ta yaşayan tüm medeniyetler, Türkler, Rumlar, Hititler, Persler ve Asurlular’ı kapsayan bir tarih anlayışı var.” dedi.

“Her şair kendi dilini oluşturmalıdır”

Eşyaların ve mekânın da bir belleği olduğunu dile getiren Emel Kaya, her şairin kendi dilini oluşturması gerektiğini, bu belleği oluştururken mekân ve eşyaları kullanmasının önemli olduğunu vurguladı. “Şair yaşadığı mekânın ve eşyaların ona sunduğu hatıralardan yararlanmak zorundadır.” diyen Kaya, “Masada” isimli şiirini bu şekilde meydana getirdiğinin altını çizdi.

Düzenlenen söyleşinin sonunda Fen – Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Karadağ tarafından şair Emel Kaya’ya teşekkür belgesi takdim edildi. Kaya, söyleşinin ardından UKÜ’lü öğrenciler için “Ten Tarihi” ve “Yan Etkiler” isimli şiir kitaplarını imzaladı.

Haber: Mine Özlem GÜNDÜZ – Fotoğraflar: Derya AYGÜN