kadın sempozyumu1

 

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ)’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeni ile “Kadın Sempozyumu” düzenlendi. Çevik Uraz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik Hukuk Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Merkezi (PDREM) tarafından ortaklaşa düzenlendi.

Hukukta Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi

Günün ilk oturumu Hukuk Fakültesi tarafından düzenlendi. “Hukukta Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” konulu oturumda, UKÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Akkan, Girne Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Fadıl Aksun ve Girne Mahalli Bürosu Avukatı Ayşe Öztabay konuşmacı olarak yer aldı.

Akkan: “Aile içi şiddet sadece karı koca arasında değil”

Gerçekleşen oturumda ilk sözü alan Doç. Dr. Mine Akkan ailenin korunması kanunundan bahsetti ve söz konusu kanunun yanlış algılandığını, bu yanlış algılamanın da bir ailenin toplum içinde yer edinemediğini ön plana ittiğini söyledi. İstanbul’da 2003 ile 2013 yılları arasında 2 bin 700 aileiçi şiddet olayının incelendiğini vurgulayan Doç. Dr. Akkan, “Aileiçi şiddet karı kocanın dışında, ailenin diğer fertleriyle de görülüyor. Özellikle evliliğin ilk 10 yılında şiddet oranının daha fazla olduğunu görüyoruz.”dedi.

Aksun: “Verilen cezalar yeterli değil”

Girne Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Fadıl Aksun konuşmasında Kadınlar Günü gibi anlamlı bir günde kadına şiddeti konuşmanın kendilerini üzdüğünü ifade etti. Aksın Kuzey Kıbrıs’ta kadına şiddet konusunda herhangi bir düzenleme veya kanunun olmadığını ancak kadının koruma talebi olması halinde kısa bir süre koruma yardımı sağlanabildiğini belirtti. Aksun, cinsel içerikli cezaların ağır ceza mahkemelerince yargılanmasının ülke açısından iyi bir gelişme olduğuna inandığını söyleyerek, “Tecavüzün cezası ömür boyu hapistir. Verilen cezalar yeterli olmadığı için bu tür suçların sürekli devam ettiğini görüyoruz.”diye konuştu.

Öztabay: “Okullarda ders verilmeli”

Oturumun son konuşmacısı Girne Mahalli Bürosu Avukatı Ayşe Öztabay Kuzey Kıbrıs’ın sosyal ve güvenli bir topluma sahip olmasına karşılık kadına şiddetin ülkede çok fazla yaşanmasının şaşırtıcı olduğunu ifade etti. Şiddet sonucunda kadının ne yapacağını bilmemesi halinde hukuk sisteminin bir şey ifade etmediğini kaydeden Öztabay, sosyal bir devlette kişilerin hakları konusunda bilinçlenmesinin çok önemli olduğunu söyledi. Sosyal hizmet çalışanlarının her gün ülkedeki durumları gözden geçirmesi gerektiğine inandığını belirten Ayşe Öztabay, okullarda aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için dersler verilmesi gerektiğini vurguladı.

Medyada  Kadına Karşı Şiddet Duyarlılığı

SONY DSC

Kadın Sempozyumu’nun ikinci oturumunda “Medyada  Kadına Karşı Şiddet Duyarlılığı” konusu ele alındı. Oturum başkanlığını İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bahar Taşeli’nin yaptığı panelde Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu, şair ve yazar Faize Özdemirciler, Mülteci Hakları Derneği Avukatı ve Feminist Aktivist Faika Deniz Paşa ile İnsan Hakları Aktivisti Reşat Şaban konuşmacı olarak yer aldı.

Özdemirciler: “Medya daha duyarlı olmalı”

Oturumda ilk sözü alan Faize Özdemirciler, kadına yönelik şiddetin durdurulması konusunda medyanın daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı. Özdemirciler Kuzey Kıbrıs’ta yayın yapan gazetelerin birbirine paralel yanlış haber  yapmalarının nedeninin tek bir kaynaktan; devletin haber ajansından beslendiklerinden ötürü olduğunu söyledi.

Aliefendioğlu: “Kadına yönelik şiddet ve taciz reklamları arttı”

Akademisyen Hanife Aliefendioğlu, “Kadına Yönelik Şiddet ve Medya Ortaklığı” başlıklı sunumunda kadına yönelik şiddetle mücadele gününün 25 Kasım olduğunu buna rağmen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerinde dahi kadına yönelik şiddetin konuşulduğunu, bunun da şiddetin korkunç boyutlara geldiğinin bir göstergesi olduğunu söyledi. Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu  konuşmasının sonunda kadına yönelik şiddet ve taciz içeren reklamların arttığını belirterek bu konuyla ilgili dünya medyasından ve Kıbrıs medyasından örnekler gösterdi.

Şaban: “Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel değil”

İnsan Hakları Aktivisti Reşat Şaban kadına yönelik şiddetin sadece erkekler tarafından gerçekleştirilmediğini söyleyerek, geçmiş aylarda Kıbrıs’ta meydana gelen bir olaydan örnek verdi. Şaban, konuşmasında, kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını, kadınların ekonomik, psikolojik ve sözlü şiddete de maruz kaldıklarını ancak medyanın bunu yeterince yansıtmadığını kaydetti.

Paşa: “Gazeteler erkek bakış açısıyla haber yapıyor”

Panelin son konuşmacısı Mülteci Hakları Derneği Avukatı ve Feminist Aktivist Faika Deniz Paşa ise ülkedeki gazetelerin kadınlara yönelik şiddet haberlerini yayımlarken ne tür hatalar yaptıklarını örneklerle aktardı. Kadın muhabirlerin bile bu konuda haber yazarken özensiz davrandıklarını söyleyen Paşa gazetelerin  erkek bakış açısıyla haber yaptıklarını belirtti. Mülteci Hakları Derneği Avukatı ve Feminist Aktivist Faika Deniz Paşa, “Gazeteler suçu hafifletme, suçu yok sayma gibi hatalar yapıyor. Bunların acil olarak düzeltilmesi gereklidir.”dedi.

Şiddet Gören Kadına Sağlanan İmkanlar

kadın sempozyumu3

Kadın Sempozyumu’nun son oturumunda söz alan Etki Psikoterapi Merkezi’nden Uzman Psikolog Gözde Pehlivan şiddetin sadece bir erkek ile bir kadın arasında gerçekleşmediğini, şiddetin birçok boyutunun olduğunu vurguladı. Şiddetin biyolojik boyutunu da ele alan Pehlivan her bireyin kendi içinde savunma mekanizması olarak şiddet uyguladığını, Türk toplumunun şiddeti reddettiğini fakat bunu önlemek için çaba göstermediğini öne sürdü. Pehlivan toplumun bilinçlenmesi şartının eğitimle başladıgını vurgulayarak, “Çocukluktan gelen bir koruma ve kaygı içgüdüsüyle bazı kadınlar şiddet gördüğü bir ilişkiyi bitirmeyebiliyor.” dedi.

Çoğu insanın eşyalarına verdiği değeri kendi hayatına ve vücuduna vermediğini ve bunun da ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurgulayan Patoloji Uzmanı Dr. Minel Özen kadına yönelik şiddetin ele alınabilmesi için şiddet gören hastanın bunu istemesi gerektiğini vurguladı. “Darp edilen bir kimse bunu nerede, nasıl dile getireceğini, hangi kurumlara başvurması gerektiğini bilmiyor.” diyen Özen şiddet gören bir kimsenin bunu hastanede rapor ettirmesi sonra da resmi bir kuruma başvurması gerektiğini vurguladı.

Oturumun sonunda konuşan Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel kadına yönelik tecavüz, çocuk istismarı ve imam nikahı konularına değinerek kadın vucudunun cinsel bir obje olarak kullanıldığını ve bunun önlenmesi için acil birşeyler yapılması gerektiğinin altını çizdi. Başel geçmişten günümüze hiç değişmeyen bir durumun söz konusu olduğunu söyleyerek, “Kadınları evde hizmetçi olarak kullanıyoruz; yemek yaptırıyoruz, bulaşık yıkatıyoruz üstüne bir de şiddet uyguluyoruz. Buna hiçkimsenin hakkı yoktur.” dedi.

Haber ve Fotoğraflar: Ahmet Selim Över, Oğuz İlgen, Esra Yağmur Kılıç, Eren Şişik