İletişim Fakültesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde Çevik Uraz Konferans Salonu’nda “Kadın ve Hukuk” konulu bir panel düzenlendi.

UKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nüket Saracel’in oturum başkanlığını yaptığı panelde konuşmacı olarak Girne Kaza Mahkemesi Yargıcı Melek Esendağlı, Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Hukuk Danışmanı Avukat Öncel Polili ile UKÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Birol Saran, Yrd. Doç. Dr. Fatma Karakaş Doğan ve Öğretim Görevlisi Betül Arslan yer aldı.

“Kadın ve Hukuk” konulu panelin açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Nüket Saracel, panelin gerçekleşmesini sağlayan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Seçim ve Radyo Televizyon Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara’ya teşekkür etti.

UKÜ’de 2010 yılından bu yana 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde çeşitli meslek gruplarından konuklarla paneller düzenlediklerini aktaran Prof. Dr. Nüket Saracel, ilk panelde gazeteci kadınları, ikincisinde de politikacı kadınları konuk ederek kadın meselesinin tartışıldığını hatırlattı. Önceki panellerde konukların hep kadın olduğuna da dikkat çeken Saracel, bu yılki “Kadın ve Hukuk” panelinde erkek konuşmacıların da yer aldığını belirterek konuklarla ilgili bilgi verdi.

Panelde Öğretim Görevlisi Betül Arslan “Kadınların hak ve özgürlüklerinin ve yaşanan ihlallerin neler olduğu”, Yargıç Melek Esendağlı “Kuzey Kıbrıs’taki ‘Gece Kulüpleri Yasası’ perspektifinden kadın”, Yrd. Doç. Dr. Birol Saran “Evlenmenin fesih veya boşanmayla sona ermesi halinde müşterek çocuğun kimin soyadını taşıyacağı sorunu”, Avukat Öncel Polili “Kadınların adalete erişimi ve adil yargılanma hakkı” ve son olarak Yrd. Doç. Dr. Fatma Karakaş Doğan da “Ceza hukukunda kadına yönelik ayrımcılık” konularını ele aldı.

Yargıç Esendağlı

Yargıç Melek Esendağlı Kuzey Kıbrıs’taki “Gece Kulüpleri Yasası” perspektifinden kadın konusuna değindi. Yasanın amacına bakıldığında “halkın eğlenmesi” amaçlı denildiğine dikkat çeken Esendağlı, gece kulüplerinde yabancı uyruklu kadınların “konsomatris” olarak çalıştırıldığını, ancak ön izin koşuluyla getirildiği için burada bir kadın ticaretinin söz konusu olduğunu belirtti. Melek Esendağlı yine söz konusu yasaya göre gelen yabancı uyruklu kadınların ülkeye girişlerinden hemen sonra bir sağlık kuruluşunda muayeneden geçirildiklerini ve sağlık açısından bir tehlike oluşturduklarında sınır edışı edildiklerini, suçlu muamelesi gördüklerini söyledi ve şöyle devam etti: “Gece kulübünde çalışmak üzere gelen kadın her hafta zührevi hastalıklar muayenesinden geçmek zorundadır. Çalışma izni çıkarılıp 6 ay kadar burada kalabiliyor ve süresi dolduğunda ya da daha erken tarihte çıkış yaptıktan en az 2 yıl sonra tekrar KKTC’ye giriş yapabiliyor.”

Yine aynı yasada “konsomatris” olarak çalıştırılan kadının fuhuş suçu tespit edildiğinde hem bu suça teşvik eden hem de suçu işleyenin cezalandırıldığına dikkat çeken Esendağlı “Bu kadını ‘halkı eğlendirme’ adına ülkeye getirtiyorsanız böyle bir maddenin olması ilginçtir” diye konuştu.

Avukat Polili

“Kadınların adalete erişimi ve adil yargılanma hakkı” üzerine konuşan avukat Öncel Polili’nin konuşmasından önemli satırbaşları ise şöyle: “Adalete ulaşma noktasında yasalarda herhangi bir eşitsizlik olmamasına rağmen istatistikler incelendiğinde kadınların başvurma oranının düşük olduğunu görüyoruz. KKTC’de ‘adil yargılama ve hak özgürlüğü’ birlikte düzenlenmiştir. Mahkemeye başvurma sırasında bir avukatın olması şartı vardır; ancak bu durum ekonomik gücün erkekte olduğu durumlarda kadınlar için sorun teşkil etmektedir. Örneğin eşinden şiddet gören bir kadın boşanmak için mahkemeye başvurmak ister; ancak maddi gücü yetersiz olduğu için avukat tutamadığından boşanamaz ve eşinden şiddet görmeye devam eder. Konu AİHM’ye taşındığında ise devletin bu durumlar için pozitif ayrımcılığı gerektiren bir düzenlemesinin olmadığı ortaya çıkmıştır. KKTC anayasamızda eşitlik ilkesi var ama maalesef kadınlarımız için özel bir bölüm yok. Örneğin kadınlar bir işe başvurduklarında ya da herhangi bir girişimleri olduğunda ‘biz kadınları almıyoruz’ gibi kadınları mağdur bırakacak durumlara karşı düzenlenmiş bir yasa da yok. Tecavüz ‘ahlak dışı cinsel ilişki’ diye yasada yer almakta ama  ‘kadının bedenine karşı yapılan şiddet’ tanımı gözardı edilmektedir. Tüm bunların değiştirilmesi için ayrımcılık içeren yasalar araştırılmalı ve değiştirilmeli, devlet kadınların karşılaştığı negatif ayrımcılıklar konusunda derinlemesine araştırma yapmalı ve istatistikler üretmeli, adalete ulaşma noktasında kadınlara maddi yardım olanakları sağlanmalı, toplumsal cinsiyet konusunda çeşitli çalışmalar yapılmalı ve en önemlisi kadınların adaletten neler beklediği araştırılmalıdır.”

Yrd. Doç. Dr. Doğan

Ceza hukukunda kadına yönelik ayrımcılık üzerine konuşan Yrd. Doç. Dr. Fatma Karakaş Doğan ise, insan haklarının doğru işlediği ülkelerde kadına yönelik ayrımcılığın ya da kadının kendi temel hak ve özgürlüklerini kullanmada standartların daha yüksek olacağını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Fatma Karakaş Doğan konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Kadına yönelik şiddetin, istismarın yüksek olduğu ülkelerde insan haklarının uygulanması temelinde bir sorun olduğu görülmektedir. Türkiye açısından bunu örnek olarak sunmak istiyorum. Örneğin bundan bir süre önce çok tartışılan İzmir’de karakolda dayak olayı basında ‘kadına yönelik şiddet’ başlığıyla işlendi. Esasında ben bu başlığın çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü karakolda dayak yiyenin kadın olmasının ve kadına yönelik şiddetin ötesinde bunun bir insan hakları ihlali olduğunu bilmek gerekir. Kadına yönelik ihlallerin öncelikle insan haklarına göre değerlendirilmesi gerekir düşüncesindeyim. Burada az önce de değinilen tecavüz durumunun yasada tanımlanması noktasına da değinmek istiyorum. Türkiye’de yeni ceza hukukuna göre artık kadına yönelik cinsel taciz ya da tecavüzün kadın bedenine, cinsel özgürlüğüne yönelik suçlar olarak görüyoruz. Fakat evlilik halleri içerisinde bu durum kadının şikayetiyle ancak suç sayılabiliyor. Ailenin birliğinin öne çıkarıldığı böyle durumlarda biz artık kadının bireysel haklarından değil; kadının rollerinden bahsedildiğini görüyoruz. Bu yüzden de kadının hak ve özgürlüklerindeki kısıtlamalarda temel sorunlardan biri budur.”

Yoğun katılımlı panelin sonunda konuşmacılar gelen soruları yanıtladı. Daha sonra İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Seçim tüm katılımcılara teşekkür belgesi takdim etti.