UKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nüket Saracel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladığını belirterek kadın hakları, kadına şiddet, cinsel istismar ve  Türkiye ile KKTC’de  kadınların meclisteki temsil oranları konularına dikkat çekti.

“Günümüzde hala kadınlar şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor”

Kadın hakları itibari ile günümüzde gelinen noktanın iç açıcı olmadığını kaydeden Saracel şunları söyledi: “Kadınlar yine şiddete maruz kalmakta, ölümle sonuçlanan şiddet olayları karşısında geliştirilen politika ve uygulamalar yetersiz kalmaktadır. Kadınlar tecavüze uğramakta, tecavüze uğramayı onların suçu gibi gören aile bireyleri tarafından namus meselesi addedilerek öldürülmekte veya tecavüzcüsü ile evlenmek zorunda bırakılmakta ya da toplum dışına itilmektedir.”

“Olumlu yasal düzenlemeler yapılıyor; ancak uygulanması güçleşebiliyor”

Kadınları koruma adına birçok yasal düzenlemeye gidildiğini belirten Prof. Dr. Nüket Saracel, bunların uygulanmasını sağlamanın da oldukça güç olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Türk Medeni Yasası’ndaki hükme rağmen kırsal yörelerde kızlar çocuk denebilecek yaşta, babası dedesi yaşında erkeklerle evlendirilmektedir. Üstelik Medeni Yasada; ‘Hiç kimse zorla evlendirilemez. Kişi küçük de olsa öncelikle kendi izni alınır’ hükmü olmasına karşın kız  çocukları değil izinleri, görüşleri dahi alınmadan evlendirilebilmektedir. Bununla birlikte evli kadınlara, ev dışında çalışabilmek için kocalarından izin alma zorunluluğu getiren maddenin kadın hareketinin çabaları ile Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilerek, sözkonusu zorunluluğun ortadan kaldırılması olumlu bir gelişmedir. Medeni Yasada yapılan değişiklikle mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin benimsenmesi de diğer olumlu bir adım olmuştur.  Çünkü,  kadınlar kendilerine ait olsa dahi mal ve mülkü erkeklerin üzerlerine kaydettirmelerine karşı koyamamaktadırlar. Bu da kadının boşanması durumunda maddi açıdan zorlanmasına ya da maddi zorluk çekmektense evdeki  şiddete boyun eğmesine yol açmakta idi.”

“Kadına şiddetin en fazla yaşandığı bölge Ege, il ise İstanbul”

14 Ocak 1998 tarihinde kabul edilen 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa’nın da aile içi şiddetin önlenmesi açısından önemli bir adım olduğunu kaydeden Saracel, bu Yasa’dan haberdar olanların ve faydalananların oranının ise düşük olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Nüket Saracel, faydalanmama gerekçelerini ise şu şekilde sıraladı: “Şiddete maruz kalan kadının ekonomik bakımdan güçsüz olması sebebiyle cesaretinin olmaması, iddiasının ciddiye alınmayacağı korkusunu taşıması ya da saldırganın cezalandırılmayacağı ve şiddetin tekrarlanacağı endişesidir.” Saracel, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile içi Şiddet Araştırması verilerine de değinerek sonuçlara göre kadınları en çok kocaların öldürdüğü, en çok kullanılan cinayet aletinin bıçak olduğu ve şiddetin en fazla yaşandığı bölgenin Ege, ilin ise İstanbul olduğu bilgisini aktardı.

“Türkiye ve KKTC’de sadece bir kadın bakanın bulunması düşündürücü”

Prof. Dr. Nüket Saracel Türkiye ve KKTC’de kadınların meclisteki temsil oranlarına da dikkat çekerek şunları söyledi: “İsveç’te kadın milletvekili oranı %46, Finlandiya ve Norveç’te %40 düzeyinde iken, Türkiye’de %14, KKTC’te ise % 8’dir. Seçim çalışmalarında büyük ölçüde kadınlardan yararlanılmasına karşın kadın adaylara seçilemeyecek sıralarda yer verilmesi kadınlar bakımından bu konudaki önemli bir dezavantajı oluşturmaktadır. Türkiye ve KKTC’de görev yapan bakanlardan sadece birinin kadın olması da düşündürücüdür.”

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nüket Saracel 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı açıklamalarını “Kadını öncelikle bir insan olarak gören, algılayan ve davranan anlayışın artması umudu ile tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum” diyerek tamamladı.