Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi tarafından “Futbol Hukukunda Güncel Gelişmeler” konulu sempozyum düzenlendi. Çevik Uraz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ve iki gün süren sempozyumun açış konuşmasını UKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Hikmet Seçim yaptı. Seçim konuşmasında sporun toplumsal, sosyal ve ekonomik yaşantıda büyük bir yeri olduğuna vurgu yaptı.

Hukukçular futbolda şiddeti ve şikeyi konuştu

Konferansın ilk günü birinci oturumda Prof. Dr. Nadi Günal, Prof. Dr. Hamide Zafer ve Yrd. Doç. Dr. Fatma Karakaş sporda şiddet, seyirci ve oyuncuların küfür bağımlılığı ve bu konular üzerine çıkarılan kanunların uygulanma sürecini konuştu.

Prof. Dr. Nadi Günal, “6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’ un Uygulanmasından Doğan Aksaklıklar” hakkında bilgi verirken Prof. Dr. Hamide Zafer de “6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun 18. Maddesi Kapsamında ‘Seyirden Yasaklanma’ Kurumu” konusunu ele aldı. Yrd. Doç. Dr. Fatma Karakaş ise “Spor Karşılaşmaları Sırasında Bireysel veya Toplu Küfür Etme Eylemlerinin TCK m. 125 ve m. 131 Işığında Değerlendirilmesi” konusunda açıklamalarda bulundu.

Gerçekleşen etkinliğin ikinci oturumunda İstanbul Barosu’ndan Avukat Hüseyin Alpay ve UKÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri Yrd. Doç Dr. Şölen Külahçı ile Yrd. Doç. Dr. Mehmet Erdem Aybay konuşmacı olarak yer aldı.

Oturumda ilk konuşmayı yapan Yrd. Doç. Dr. Şölen Külahçı Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun (KTFF) 1955 yılında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bile önce kurulduğuna dikkat çekti ve KTFF’nin tahkim kurulu hakkında bilgiler verdi. Oturumun ikinci konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Erdem Aybay, ceza hukuku anlamında incelenen 6222 sayılı kanunda şike ve teşvik priminin suç olarak görüldüğünü ifade etti. Aybay, 6222 sayılı kanunda şike ve teşvik priminin tanımının yeterince yapılmadığına dikkat çekti. Oturumun son konuşmacısı Avukat Hüseyin Alpay Köse de rekabetin olduğu yerde kuralların uygulanmaması durumunda şiddetin ortaya çıkacağını belirtti ve sporun hiçbir yasal denetime tabi tutulmamasının öngörülemeyeceğini söyledi.

Kayıhan, Özkalfa ve Özkahya önemli açıklamalarda bulundu

Günün son oturumunda Türkiye’nin önde gelen teknik direktörlerinden Ümit Kayıhan ve FIFA kokartlı hakemlerden Halis Özkahya ile Tolga Özkalfa UKÜ’nün konuğu oldu. Gerçekleştirilen oturumun ilk konuşmacısı teknik direktör Ümit Kayıhan Türk teknik direktörlerin Avrupa’da çalışmasının zorluklarından bahsetti ve “Artık Avrupa’da çalışmak için belli kriterler var. En önemlisi ‘pro-lisans’ sahibi olmanız ve İngilizce bilmeniz gerekir.” diye konuştu.

Etkinliğin ikinci konuşmacısı FIFA kokartlı hakem Halis Özkahya ise Türkiye’de hakem olmanın çok zor olduğunu belirterek, hakemlerin yalnız olduğunu ve söz hakkı olmadığını söyledi. Özkahya, bu zorlukları hedef ve idealler doğrultusunda aşmanın mümkün olabileceğini kaydetti.

İkinci oturumun son konuşmacısı bir diğer FIFA kokartlı hakem Tolga Özkalfa da ‘adalet’ kelimesinin bulunduğu bir ortamda bulunmaktan şeref duyduğunu belirtti ve hakemlerin de sahada adaleti dağıtmaya çalıştığını bundan ötürü hukukçuların kendilerini çok iyi anladığını söyledi.

 

 

“FIFA şu an futbolun tek sahibi”

Gerçekleşen etkinliğin ikinci günü ilk oturumda Yrd. Doç. Dr. Mehmet Erdem Aybay, Av. Zümrüt Yezdani Gedik, Av. Taner Ünlü ve Av. Süleyman Özsoylular konuşmacı olarak yer aldı.

Oturumda ilk konuşmayı Av. Zümrüt Yezdani Gedik gerçekleştirdi. Tahkim Kurulu’nun maddi yönleri kadar manevi yönlerinin de önemli rol aldığını vurgulayan Gedik, kurulun  manevi yapısının nedenleri olarak hiçbir kulübün isteklerine uymaması olduğunu savundu.

Oturumun ikinci konuşmacısı Av. Taner Ünlü dünyada iki hukuk düzeninin olduğuna değindi. “FIFA şu an futbolun tek sahibi” diyen Ünlü, FIFA’nın bir dernek olduğunu ve dünyadaki takımlara hükmettiğini bildirdi.

Oturumun son konuşmacısı Av. Süleyman Özsoylular da konuşmasında “Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) bünyesindeki tüm tüzük TFF ile birebir örtüşüyor.” diyerek tüm talimatların KKTC sürelerine uygulandığının altını çizdi.

Deneyimli spor yazarları ‘iletişimde spor’u konuştu

Günün ikinci oturumunda Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) eski başkanı ve Milliyet Gazetesi spor yazarı Atilla Gökçe, Vatan Gazetesi Spor Müdürü Lütfü Özel ve Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır ‘iletişimde spor’u konuştu.

Atilla Gökçe konuşmasında “İletişimde Sporun Yeri” konusunu ele aldı. Sportif iletişimin çok başka bir alan olduğunu vurgulayan Gökçe sportif iletişimin kapalı kapıları, ardına kadar açan bir sihirli değnek olduğunu kaydetti. Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır da sporda herkesin bir görüşü olduğunu belirterek, sporda iletişimin gücünü toplumların paylaştığını kaydetti. Gerçekleşen oturumun son konuşmacısı Vatan Gazetesi Spor Müdürü Lütfü Özel ise sporla ilgili ortaya çıkan tüm konuların samimiyetsizlikten ve dürüst olmamaktan kaynaklandığını savundu. Bir diğer oturumda konuşan D-Smart spor spikeri Ertunç Öner ise Türkiye’nin bir spor ülkesi olup olmadığıyla ilgili farklı yorumların olduğunu, kendisine göre Türkiye’nin bir spor ülkesi olmadığını söyledi.

Kıbrıs Türk sporunun durumunu irdelediler

Sempozyumun ikinci gününde gerçekleşen üçüncü oturumda ise Kıbrıs Türk sporu konuşuldu. Kıbrıs Gazetesi Haber Müdür Yardımcısı Serhat İncirli, KTSYD eski başkanı ve Kıbrıs Gazetesi Spor Müdürü Songuç Kürşad ile KTFF Dış İlişkiler Sorumlusu Orçun Kamalı önemli açıklamalarda bulundu.

Serhat İncirli, Türkiye ile kültürlerini birleştirmeyi başardıklarını fakat sportif ve siyasi anlamda bir araya gelemediklerini söyledi. Songuç Kürşad konuşmasında spor medyasının gelişimi hakkında bilgi verdi. Kürşad, spor basınının ada futbolunun tanınmasında çok iyi yol katettiğini ifade etti. Orçun Kamalı ise Kıbrıs Türk Furbol Federasyonu’nun gelişimi ve yol haritasından bahsetti. Yönetime geldiklerinden itibaren uluslararası tecrübesi olan Jerome Champagne ile çalışmaya başladıklarını belirten Kamalı, bu adımla birlikte kırmızı çizgilerini ve hareket alanlarını belirlediklerini ifade etti.

Bülent Yavuz: “Dostumuz az, düşmanımız çok”

Sempozyumun son oturumunda konuşan Merkez Hakem Kurulu eski başkanı Bülent Yavuz, Türkiye’de takımların başarılı olamadıklarında bu durumu genellikle hakemler üzerine yıktığını söyledi. Yavuz, bundan dolayı hakemlerin dostunun az düşmanının ise çok olduğunu kaydederek bu baskın düşüncenin pek çok ülke için geçerli olduğunu belirtti.