HATİCE ŞENDİL: ADANA’YI SEVDİM

“Dila Hanım’ın Adana’da çekilme fikri başta beni korkuttu. Bilmediğim bir atmosferdi. Dizi, İstanbul’da çekilse ne değişirdi bilemiyorum… Adana diziye fazlasıyla hizmet etti, Adana’yı sevdim.”

Röportaj: Alin Çağlayan | Fotoğraf: Eren Şişik

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Kütüphane Haftası kapsamında “Dila Hanım” dizisinin başrol oyuncusu Hatice Şendil’i ağırladı. UKÜ Çevik Uraz Konferans Salonu’nda gerçekleşen söyleşide UKÜ’lü öğrencilerle bir araya gelen ünlü oyuncu söyleşi öncesi UKÜ Haber Ajansı’na röportaj da verdi. Şendil, özel ve iş hayatına dair birçok konuda soruları içtenlikle yanıtladı.

Üniversitede işletme okuyup sonrasında sizi oyuncu olmaya yönlendiren neydi?

H.Ş :Bunun bir nedeni yok, aslına bakarsanız bu sorunun belirli bir cevabı da yok. Hayat deneyim ve pratiklerden ibarettir. Teori aslında çok az, bize bir şeyler kazandırmıyor. Eminim birçoğunuz için üniversiteyi bitirdikten sonra ilgi alanlarınız değişecektir. Çünkü, kendini tanıdığın yer aslında hayat oluyor. Hayat seni geliştiriyor ve değiştiriyor. Ne istediğine hayatta karar veriyorsun. O nedenle ‘bunu okudum, bu mesleği yapacağım’ diye düşünmemek gerekir. Öyle olsaydı dünya çok farklı olurdu.

Birçoğu bu işe eğitim alarak başlıyor, bazıları ise bunu tercih etmiyor, sizin fikirleriniz neler?

H.Ş :Eğitim almadan sinema ve benzer sektörlerde hiçbir şekilde iş yapmak mümkün değil. Yetenekler bir yere kadar, önemli olan o yetenekleri geliştirebilmek. Bana kalırsa Türkiye’de bu sektörde olan hemen hemen herkes bu eğitimi almıştır.

“TELEVİZYONDA KENDİMİ İZLEMEK ÇOK TUHAF BİR DUYGU”

Yaptığınız film ve dizileri ilk izlediğinizde neler hissediyorsunuz, tedirgin oluyor musunuz?

H.Ş :Açıkçası insanın kendisini izlemesi çok tuhaf bir duygu. Tedirgin olmuyorum aslında, bu biraz karakterle de ilgili bir durum. Yaptığım işten, giydiğim kostüme kadar çok realist ve eleştirel biriyim. Tabii ki bütün oyuncu arkadaşlarımın da söylediği gibi benim de ‘aaa, keşke bunu böyle yapmasaydım’ dediğim zamanlar oluyor. Bunun haricinde ‘hah işte bunu tam istediğim gibi yapmışım’ dediğim de oldu. Her ne olursa olsun en önemlisi kendi mesleğimde bir adım ileri gidebilmek.

Dila Hanım dizisiyle sizi tanıdık, oynadığınız karakterle ortak yanlarınız var mı?

“KARAKTERİM DİLA HANIM KADAR GÜÇLÜ”

H.Ş :Dila güzel bir karakter ama ben onun adına yaşadığı şeylere çok üzülüyorum. Tabii sonuçta filme bağlı kaldığımız bir süreç yaşamıyoruz.  Şu an filmden koptuk, dolayısıyla filimdeki Dila Hanım ile dizideki arasında çok büyük farklılıklar var. Çünkü farklı şeyler yaşıyorlar. Her şeyden önce o bir dönem filmiydi bu ise öyle değil, günümüzü konu alıyor. Canlandırdığım karakter bir yandan da çok güçlü bir karakter birçok olay ile karşılaşıyor ve aslolan feodal bir çatı altında tek başına ayakta durmaya çalışan bir kadın. Her ne kadar feodalizme karşı çıksa da bir süre sonra feodalistin ta kendisi oluyor. Bu çok ince bir çizgi, zaman zaman bu yaptığından pişman olduğu dönemler de oldu ama bir şekilde bunun dengesini kurabildi. Ben, Dila Hanım’ın güçlü olduğunu düşünüyorum, dolayısıyla benzer yanlarımız var.

Yaptığınız işten dolayı birçok insan sizi tanıyor ve biliyor,bu size ne hissettiriyor?

H.Ş :Ben, yapı itibarı ile tedirgin olmayı seven birisi değilim. Daha teslimiyetci, samimi, sakin ve hümanistce yaklaşıyorum. Bazen bu durumlardan ötürü tatlı yorgunluklar olabiliyor, bazen de istenmeyen şeylerle de tabii ki karşılaşabiliyoruz. Herkes bizden hoşlanacak değil; ama tabii ki ‘iş’ deyip geçiyoruz çoğu zaman.

Kendinize zıt karakter oynamak sizi zorluyor mu?

H.Ş:Biz aslında karakterleri seyretmiyoruz, olan olaylar içerisinde karakterlerin nasıl davrandığı ile ilgileniyoruz. Benim işim o. Varolan karakterin olaylar karşısındaki direnci ki ben kendi karakterime göre karakter seçebilecek biri değilim. Bana eğer hayat kadını, 3 çocuk annesi, şizofren bir kadın, ekstrem iş yapan birisi dersen bunların ucu açık. Altını çizerek söylemek gerekir; çevremize bakıyoruz saçlarını kazıtan oyuncular, 20 kilo alıp verenler, yani yapılabilecek en ağır, maksimum seviyeleri kendilerinde karakterlerine bağlı deniyorlar. Bunun aksini asla söylemiyorlar.

İşinizle ilgili olarak yoğun bir tempo ile çalışıyorsunuz, buna bağlı olarak kendi özel hayatınıza vakit ayıramadığınız oluyor mu?

H.Ş :Hepimizin zaman zaman oluyor. Her istediğimi istediğim an yapamıyorum. Ailem, sevgilim İstanbul’da oluyor, ben ise rolüm gereği haftanın 4 günü Adana’dayım.  İstanbul’a gidebildiğim zamanlarda sevdiklerimle mümkün olduğunca vakit geçirmeye çalışıyorum.

“ADANA’YI SEVDİM”

Mesleğinizden ötürü düzeninizi tamamen değiştiriyorsunuz, buna yorumunuz ne olur?

H.Ş :Dila Hanım’ın Adana’da çekilme fikri başta beni korkuttu. Bilmediğim bir atmosferdi. Dizi, İstanbul’da çekilse ne değişirdi bilemiyorum. Senaryoda çiftlikler, atlar, görsellik ve şive var, bu yüzden Adana’da çekiliyor. Adana diziye fazlasıyla hizmet etti, Adana’yı sevdim.

Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?

H.Ş:Aslında küçüklüğümden beri o kadar fikir değiştirdim ki, ben bu olacağım tarzı net bir görüşte bulunamadım. Küçüklüğümden beri sporla ilgileniyorum ve sporcu olabilirdim.