Yazar, sunucu ve oyuncu Pakize Suda, UKÜ Haber Ajansı’na özel röportaj verdi. Kitaplarında ve köşe yazılarında kadın – erkek ilişkileri üzerinde duran Suda, yazdıklarında daha çok gözlemlerinden yararlandığını söylerken kadın erkek ilişkilerinde yaşanan problemlerin nedeni konusunda ise tarafsız olduğunu belirtti.

17 yaşında “Ege Güzeli” seçilen ve ardından oyunculuk ve ses sanatçılığı ile sürdürdüğü kariyerine televizyon program sunuculuğu, kitap ve köşe yazarlığı ile devam eden Suda, yaşamı boyunca kazandığı deneyimlerini UKÜ Haber Ajansı okurları ile paylaştı. Üniversiteli gençlere tavsiyelerde bulunan Pakize Suda “gezi olayları” ile ilgili düşüncelerini de dile getirdi.

RÖPORTAJ: GÜLSENEM DEMİREL

Köşe yazarlığından önce sahne yaşamınız vardı. Neden bırakıp gazeteciliği seçtiniz?

Pakize Suda: Sahneden birazcık bıkmıştım. 9 sene aynı yerde çalıştım. Acayip de iş yaptım, çok da güzeldi. Son noktayı da orada koydum. Köşe yazarlığına ben karar vermedim. Babam da gazeteciydi ama hiç aklıma gelmezdi “Hürriyet” gibi bir gazeteden bana teklif geleceği. Tanıdıklarım vardı, genel yayın yönetmenini tanıyordum. Sohbet esnasında ‘konuştuğun gibi yazsana’ dediler. Ben de denedim ve bütün deneme yazılarım dahi yayınlandı. 14 sene boyunca Hürriyet gazetesinde yazdım.

Sezen Aksu çok eski arkadaşınız. Hala görüşüyor musunuz?

P.S. : Evet çocukluk arkadaşım. Çok görüşemiyoruz, ikimiz de yoğun çalışıyoruz. Sevgi dersen aramızda sevgi olduğundan eminim.

Şu an olmak istediğiniz yerde misiniz? Farklı bir yerde olmayı tercih eder miydiniz?

P.S. : Ben yerimden memnunum kimsenin yerinde de gözüm yok. Şunun yerinde olmak isterdim diyemeyeceğim. Belki benim yerimde olmak isteyenler vardır. Biraz megalomani olacak ama… Yani ben istediğim her şeyi yapıyorum, yaptım da zaten. Televizyonda olsun, gazetede olsun, sahnede olsun çok iyi işler yaptım. Benim için şanstı bunlar. Özellikle televizyonda iyi iş yaparım, reytingim çok iyidir, acayip reyting alırım. Bu da görülüyor zaten. Gazete yazılarım da okunuyor. Hürriyet’in ardından Habertürk gazetesinde yazmaya başladım.

Kitaplarınızda kadın-erkek ilişkilerinden söz ediyorsunuz. Yazılarınızda teorik bilgilerinizden mi yararlanıyorsunuz, gözlemlerinizden mi?

P.S. : Gözlemden. Çok iyi gözlem yaparım, o çok önemli hayatta. Herkese de bunu tavsiye ederim. Bakmakla kalmayın, baktığınız şeyi görün derim herkese. Gençlerle çok konuşurum. Onlar şimdi nasıl aşk yaşıyorlar, oğlanlar seviyor mu, erkeklere sorarım kızlardan ne isterler, kızlar erkeklerden ne beklerler? Çok gözlem yaparım yani, belki rahatsız edicidir bu.

Bu gözlemlerinizde erkeklerin mi kadınların mı haklı olduğunu düşünüyorsunuz?

P.S. : Hiç öyle kadın tarafını tutarım diye bir tutumum yoktur benim. Kadının da çok hatalı olduğu yerler vardır, erkeğin de. Kadın iyidir demem yani, kadınlar çok dırdırcıdır, erkeğin başının etini yer. Erkek de kadın da biraz dikkat edecek ilişkilerinde, ancak bu şekilde devam eder.

Şiddete maruz kalan kadınlar için yapılan kadın sığınma evlerini yeterli buluyor musunuz?

P.S. : Bulmuyorum. Keşke çok daha şey yapılsa, bir kere önce kocam dövüyor diye karakola giden kadınları ‘kocan döver de sever de’ deyip eve göndermemelerini isterim. Hakikaten oralardan yollamamalarını isterim önce. Oralarda tedbir almalarını isterim. Yine barışırsınız akşam diyerek yolladıkları zaman ortaya daha kötü sonuçlar çıkabiliyor. Kadın ilk şikayet için nereye gidiyorsa oralardaki insanların yardımcı olmaları lazım. O kadın, sığınma evine gidene kadar, orada yer bulana kadar çok zaman geçiyor. Zaten yiyor dayakları veya başına bir şeyler geliyor. Ona çok başından bir şeyler yapmak lazım. Kadının ilk şikayet ettiği merci neresiyse orada müdahale edilmeli.

Türkiye’de son dönemde yaşanan Gezi Olayları hakkında neler söylemek istersiniz?

P.S. : Ben hiç gitmedim Gezi Olayları’na, uzaktan takip ettim. Onlara katıldığım noktalar da var katılmadığım noktalar da. Bir kere bir şeyi çok uzatmayacaksınız, uzattığın zaman hiçbir değeri kalmıyor kimsenin gözünde. Öyle bugün durma, yarın koşma, yatma eylemi gibi şeyler bana çok yanlış geliyor. Tamam yaptın, söyledin, açtın pankartlarını kapat toplan git. Uzayan bir şey iyi olmuyor. Provokasyona açık şeyler bunlar. Uzattığın zaman provoke eden insanlardan da geçilmez ortalık. Yani böyle bir şey varsa üstüne gelir herkes. Onun için tamam bunlar da olacak, olması lazım demokrasisi olan ülkelerde tabi ki böyle şeylerin olması lazım. Çok uzattığın zaman amacını aşıyor, çok uzatmadan istediğini anlatman lazım.

Hükümet tarafından mesleğinizi icra etme durumunuz engellense veya yargılanma durumunuz söz konusu olsa başka bir ülkeye yerleşmeyi düşünür müydünüz? O ülke neresi olurdu?

P.S. : Hiçbir ülkeye gitmeyi düşünmem ama bazen insana bir geliyor gitsem şuradan dediğin oluyor, bunu da bir sinirle söylüyoruz. Yine de ben başka bir yerde yapacağımı zannetmem, yani memleketim her yerden iyidir gibi geliyor bana. Memleketimiz çok güzel, biz insanlar kendi kendimize bozuyoruz bu memleketi aslında. Memleketin hiçbir suçu yok bunda. Türkiye gibi hiçbir memleket yok.

Gelecekle ilgili bir öngörünüz var mı? Sizce Türkiye’yi neler bekliyor? Ortadoğu ülkelerinde yaşanan iç savaş ülkemizde de baş gösterebilir mi?

P.S. : İnşallah olmaz diyelim artık. Temenniden öteye geçmez benim diyeceklerim. Ben aslında akıllı bir politika uygulandığını düşünüyorum şu anda. İnşallah o durumlara gelmeyiz.

Son olarak üniversiteli gençlere neler söylemek istersiniz?

P.S. : Canları ne istiyorsa onu yapsınlar. Yani ben bu üniversiteyi kazandım illa ki bunu okuyacağım diye yarım bırakmasınlar gidip ikinci üniversiteyi de okusunlar. Meslek olarak ne yapmak istiyorlarsa o bölümü okusunlar. Ben bunu kazandım bunu okumak zorundayım diye düşünmesinler. Kendilerini yetiştirsinler. Çok okusunlar bir kere iki üniversite bitirip hiçbir şey bilmeyen gençler var, hayattan haberleri yok. Sadece derse vermesinler kendilerini. Genel kültür çok önemli biraz da hayatta neler olduğunu merak edip günde bir tane gazete okusunlar veya sosyal medyadan Türkiye’nin ve dünyanın gidişatını takip etsinler.