Kariyeri boyunca  “Arka Sıradakiler”, “Melekler Korusun”, “Bez Bebek” dizilerinde yer alan ve son olarak “Seksenler” dizisindeki “Elvan” karakteri ile izleyicilerin beğenisini kazanan Begüm Öner,  UKÜ Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin konuğu olarak Kuzey Kıbrıs’a gelen Begüm Öner, UKÜ Haber Ajansı’na verdiği röportajda samimi açıklamalarda bulundu.

RÖPORTAJ: METE YASİN USTA | FOTOĞRAF: EREN ŞİŞİK 

“Seksenler” dizisine nasıl katıldınız?

B.Ö: Seksenlerden önce “Arka Sıradakiler Umut” projesinde yer almıştım. Bu projenin sahibi MİNT’di. “Arka Sıradakiler Umut” 10 bölüm sürdü. O bittikten sonra da “Seksenler” dizisi başladı. Dizide “Şahin” karakterinin kalıcı olmasından sonra onun da aşık olacağı ve Türkiye’de kalmasına bahane olacağı bir sebep lazımdı. Burada da “Pastacı Sami’nin” kızı “Elvan” devreye girdi.  Ben de bu şekilde diziye dahil oldum. Zaten MİNT ile çalışıyorduk daha önceden. Rolü teklif ettiler ben de kabul edip diziye dahil oldum.

“ELVAN İLE BENZİYORUZ”

Sizce “Elvan” karakteri Begüm Öner’i ne kadar yansıtıyor?

B.Ö: Elvan 80’li yıllara ait bir genç kız. Dolayısıyla bu zamanın teknolojik imkanları olsun, cep telefonu olsun; yani günümüzden çok farklı bir ortamın karakteri ama çok saf ve temiz bir karakter. Aslında şurada bağdaştırıyorum kendimle; ben de çok fazla teknoloji yanlısı olan biri değilim. Teknoloji mutlaka gerekli her şeyde kullanıyoruz, çok kolayca her şeye erişebilmemizi sağlıyor. Fakat sosyal paylaşım sitelerine çok fazla zaman harcayan biri değilim. Bir de Elvan biraz inatçı, tuttuğunu koparan, kolay kolay vazgeçmeyen bir kız, bu özelliklerini bağdaştırabilirim kendimle.

Oyunculuk kariyerinizde en çok hangi karakteri oynamaktan keyif aldınız?

B.Ö: Mutlaka hepsinin tadı farklıydı ama “Seksenler” ailesi gerçekten çok farklı. Ben daha önce hiç yaşamadığım duyguları yaşıyorum burada. Her karakterin farklı bir tadı vardır ama bunu karakter olarak nitelendirmekten çok “Seksenler” ailesinin tadı farklı diyebilirim.

Çevrenizde 80’ler dönemini yaşamış birileri var mı? Rolünüze nasıl hazırlanıyorsunuz?

B.Ö: Şöyle bir hikaye anlatabilirim. 1980 yılında annem İstanbul’dan İzmir’e geliyor. Babam da Ankara’dan İzmir’e geliyor. Sadece bir gün buluşabilmek için geliyorlar ve ertesi sabah kalktıklarında darbe oluyor, buluşamıyorlar. Tabii bu bana anlatıldığında “Nasıl olur? Nasıl buluşamıyorsunuz?” diye soruyordum. Biz şu anda o kadar özgürüz ki çıkıyoruz istediğimiz gibi davranıyoruz. Buna benzer hikayeler çok tabi. Bu projeye dahil olduktan sonra o dönemle ilgili araştırma yaptım. Denk geldiğim belgeselleri hep izlemeye çalıştım, o dönemi yaşamış kişileri daha fazla dinlemeye başladım. Mesela annemden beş kere dinliyorsam artık on kez dinlemeye başladım.

“Seksenler” dizisinin kadrosunda Türkiye’nin önde gelen tiyatro oyuncuları var. Bu kadar ustanın bir arada olduğu bir sette çalışmak sizin üzerinizde nasıl bir etki bırakıyor?

B.Ö: Hakikaten çok değerli ustalar ile çalışıyorum. Bu benim için çok büyük bir şans. Ama şunu da söyleyebilirim ki hiçbir zaman baskıları yok bana karşı, her zaman daha olumlu, nasıl olabilir, daha iyi nasıl olabilir, nasıl yönlendirebiliriz kısmındalar işin. O yüzden çok şanslı hissediyorum kendimi.

“BRAD PITT’E DE BENZETİLİYORUM”

Çoğu kişi tarafından manken Claudia Schiffer’ın gençliğine benzetiliyorsunuz? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

B.Ö: Yani birçok kişiye benzetiliyorum. Örneğin bir erkek olmasına rağmen Brad Pitt’e de benzetenler var. Anna Kournikova’ya da benzeten var. Birçok kişiye benzeten var. Aynaya baktığım zaman yüzüm, bana benzettikleri gibi gelmiyor. Sadece gülümsüyorum ve normal karşılıyorum.

Oyunculuk hayatınızda en son olmak istediğiniz nokta neresidir? Kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz?

B.Ö: En son olmak istediğim bir nokta olduğunu düşünmüyorum. Ne kadar ileri gidebilirsem benim için o kadar iyi. Yani on yıl sonra bir sürü şey olabilir ama tek istediğim şey, her zaman daha iyisinin olması.

“OYUNCULUK KARİYERİME TÜRKİYE’DE DEVAM EDECEĞİM”

Almanya doğumlusunuz. Ama oyunculuk hayatınız Türkiye’de şekillendi. Almanya’da doğup kariyerini orada devam ettiren ve çok başarılı olan oyuncular var. Peki siz hiç Almanya’da oyunculuk yapmayı düşündünüz mü?

B.Ö: Hiç bir zaman öyle bir düşünceye sahip olmadım. Çünkü ben ülkemi fazlasıyla çok seviyorum. İyi ki Türkiye’de büyümüşüm, iyi ki hala Türkiye’deyim ve oyunculuk kariyerime Türkiye’de devam edeceğim.

Türkiye’de çoğu genç oyuncu kendine “Yeşilçam”dan bazı ustaları idol olarak belirler. Sizin de kendinize örnek aldığınız birileri var mı?

B.Ö: Ben öyle bir tek kişi ile nitelendirmiyorum. Çünkü çok fazla örnek aldığım kişi olabilir. Çok iyi ustalar var, Yeşilçam’da bir sürü kişi var hepsinin karışımı diyebiliriz.

Hangi dizileri takip ediyorsunuz?

B.Ö: Gerçekten her hafta izliyorum diyebileceğim dizi yok ama “Seksenler”, “Muhteşem Yüzyıl”, “Beni Böyle Sev” ve “Merhamet” dizilerini takip ediyorum.

Televizyonda kendinizi izlerken, özeleştiri yaptığınız oluyor mu?

B.Ö: İnsan kendini izlerken aslında kendine yabancılaşıyor. Yani o kadar enteresan bir şey ki mesela şimdi biz sizinle konuşuyoruz ama siz kendi mimiklerinizin farkında değilsiniz, kendinizi görünce kendiniz ile yüzleşiyorsunuz esasında. Ben sonuçta güldüğümde nasıl bir hal aldığımı ya da ağlarken nasıl bir yüze büründüğümü bilmiyorum ki. Ama bunları görüyorum sürekli, bu yüzden en çok insan kendini eleştiriyor.

“ESKİDEN FUTBOL OYNARDIM”

Futbola ilginiz var mı?

B.Ö: Eskiden çok futbol oynardım. Abim var, o da çok sever futbolu. Oynamanın dışına gelecek olursak, Fenerbahçeliyim. Çok koyu bir Fenerbahçeliyim. Maçları izliyorum, gidebildiğim kadar da stadyuma gidiyorum.

Daha önceden Kuzey Kıbrıs’a geldiniz mi?

B.Ö: İlk defa geliyorum Kuzey Kıbrıs’a. Daha gezme fırsatı bulamadım ama gezeceğiz birkaç gün. İlk izlenimlerime göre insanları çok sıcak ve tatlılar. Bakalım, gezdikçe de seveceğiz.