Prof. Dr. Osman Özdemir – İzlem Sönmez (Fotoğraf: Eren Şişik)

Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Osman Özdemir, alkol kullanımıyla ilgili önemli açıklamalarda bulunarak alkolizme dikkat çekti.

Perşembe günleri 17.00 – 19.00 saatleri arasında BRT Aile kanalında yayımlanan UKÜ Kampüs programına “Haftanın Konuğu” olarak katılan Prof. Dr. Osman Özdemir, keyif verici madde olarak kullanılan alkolün tütün ve kafeinden sonra geldiğini dile getirdi. Alkolizmin tıp ve halk sağlığı açısından çeşitli sorunlara neden olduğunu kaydeden Özdemir, alkolün vücuda alındıktan sonraki evrelerine dikkat çekti. Prof. Dr. Osman Özdemir, “Kişinin alkolü tok veya aç karnına alması bile alkol tüketiminde önemli bir etkendir. Alkolü ne kadar çok alırsanız alın organizmanın bu alkolü yıkma derecesi sabittir ve alkol kanda birikmeye başlar. Bunun sonunda da bizim alkolden etkilenmemiz söz konusu olur.” diye konuştu.

Prof. Dr. Osman Özdemir (Fotoğraf: Eren Şişik)

Osman Özdemir, ülkelerin trafik kurallarında 50 miligramı aşmamak şartıyla alkol alınabildiğini belirterek bu oranın ülkelerde kullanılan alkol miktarına göre değişkenlik gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. Osman Özdemir sözlerine şöyle devam etti: “Trafik açısından bir değerlendirme yapacak olursak alkol oranı 50 ile 80 miligrama çıkınca insanda bir canlılık hissi oluşur. Yani eskiden yapmadığı şeyleri yapar hale gelir. Biraz daha bu konsantrasyon artar ve 80 ile 100 miligrama çıktığı taktirde göz kürelerinde istemsiz hareketler başlar ki o zaman hata yapma şansı daha çok artar. Bu oran 100 ile 200 miligrama çıkarsa yer ve zaman hatası oluşur. Kişi ‘ben nerdeyim?’ demeye başlar. 200’ün üstüne çıktığı zaman bilinçsizlik oluşmaya başlar. 400 ve 500’den sonra ise ölüm beklenebilir. Solunum depresyonundan ölüm gerçekleşebilir. Eğer bu durumda kişi kusma yoluyla alkolü dışarı atabilirse alkolün vücuda girmesi bir nebze engellenmiş olacaktır. Bu nedenle alkolün kandaki miktarı, ortaya çıkardığı nedenler bakımından çok önemlidir. Bunun dışında karaciğer üzerinde de çok fazla etkisi vardır ki bu oran  kronik alkol kullanımında çok daha fazladır.”

Diğer bir yandan alkolün kadınlar üzerinde daha etkili olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, kadının vücut kitlesinin erkeğe göre daha küçük olmasından ve vücutta dolaşan sıvı miktarının kadınlarda daha az olmasından ötürü alkolden etkilenme yüzdelerinin de daha fazla olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Osman Özdemir, “Alkol, vücudu tahriş edici etkiye sahiptir. Mideyi de tahriş edeceği için alkol oranı yüksekse, sek içtiğiniz zaman mide üzerinde tahriş daha fazla olur. Bunun absorpsiyonu da çok fazla olur. Mideden emilimi çok süratle gerçekleşir. Mide dolu ise emilim yavaş olacaktır.” diye konuştu.

Alkol bağımlılığına da değinen Prof. Dr. Osman Özdemir, alkolizme yakalanmış birinin, alkol bulamadığı taktirde, belirli bir süre sonra titreme, terleme, tansiyonunda artış veya nefes almasında sıkıntıların olaşabileceğini söyledi. Özdemir konuşmasına şöyle devam etti, “Kişi alkol bulamayınca çok net bir biçimde huzursuz olmaya başlar. Tansiyonunda yükselme gerçekleşebilir, bulantı görülebilir, ateşi çıkabilir. Çok ileri derecede alkolik değilse bu durumu atlatabilir ama ileri derece bir alkolizmi varsa bu alkol bulamama hali ilk 24 saatten sonra şekil değiştirmeye başlar. Zihin bulanıklığı, yer ve zaman kargaşası oluşur ve olmayan şeyleri görmeye başlar. Bu da halüsinasyon diye tanımlanan bir tablodur. 12 ile 36 saat arasında alkol bulamazsa konvisyon dediğimiz kasılmalar görülür.”

HABER: ÖNEM ÇERÇEL