Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Kulübü tarafından “Transandantal Meditasyon” konulu seminer düzenlendi. Çevik Uraz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe konuşmacı olarak transandantal meditasyon uzmanları Berna Çanga Önal ve Yusuf Orkun Önal katıldı.

Konuşmacılar transandantal meditasyonun ne olduğu, yararları ve nasıl uygulandığına ilişkin konularda bilgi verdi. Trafik kazası geçirdikten sonra transandantal meditasyon ile tanıştığını belirten Berna Çanga Önal, yaşadığı bu olayın stresini söz konusu teknikle kısa sürede attığını ve sonrasında tekniğin felsefesine, bilgisine yöneldiğini anlattı.

Transandantal meditasyonu ‘bir zihin tekniği’ olarak aktaran Önal bu tekniğin sabah ve akşam yirmi dakika, sadece gözleri kapatarak uygulandığında zihinden gitmez denilen düşüncelerin gittiğini ve kişinin rahatladığını söyledi.

Tekniğin tamamen doğal olduğunu da ifade eden Berna Çanga Önal, “Transandantal Meditasyon tekniğiyle zihin kapasitesini daha fazla kullanıyorsunuz. Bedenimiz, iyileştirme mekanizmasını derin dinlenme sayesinde sağlar. Transandantal meditasyon tekniğini yaşamımızın tüm değerlerini yaşatmak için yapıyoruz, sabah ve akşam yirmi dakika bunun için yeterli oluyor.” diye konuştu.

Konferansın bir diğer konuşmacısı Yusuf Orkun Önal ise transandantal meditasyonun bir zihin kontrolü veya bir konsantrasyon içermediğini kaydederek başladığı konuşmasına şöyle devam etti: “Bu tekniği uyguladığınızda hayatınıza faydaları var. Zihin potansiyeline, sosyal dayanışmaya ve dünya barışına katkıları var. Örneğin; Amerika’da stres altında olan askerlere uygulanmış, normal kişilere göre daha hızlı etkisini gösterdiği görülmüştür. Transandantal meditasyon tekniği bir düşünceye odaklanarak yapılan bir şey değildir. Düşüncede o anda ne varsa onunla birlikte uygulanan bir tekniktir.”

Söz konusu tekniğin zihinde, bedende, davranışlarda, toplumsal barışta değişim ve olumlu gelişmeler sağladığını belirten Yusuf Orkun Önal, tekniği öğrenebilmek için uzman öğretmenler olduğunu ve bu tekniğin öğretilmesi için dünyanın her yanında organisazyonların düzenlendiğini kaydetti. Tekniği uygulayabilmek için sadece gözlerin kapalı tutulması ve kişinin kendi iç sessizliğini dinlemesinin yeterli olduğunu da ifade eden Önal, tekniğin aynı zamanda akademik başarı da sağladığını söyledi. Önal, “Düşünebilen zihin, koşabilen beden gibidir, koşabilen beden yürüyebilir, yürüyebilen beden durabilir. Düşünebilen zihin kendi iç sakinliğini, sessizliğini de yaşayabilir. Kinetik enerjinin olduğu her yerde potansiyel enerji vardır.” diyerek sözlerini tamamladı.

HABER: ÖZGE ÖZTÜRK