ukü öğretim üyesi makalesi yayınlandıUluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Fen – Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gülden Sarı Kanlıay’ın “Necâtî Bey’in ‘Gül’ Redifli Kasîdesi’nde İnsan-Tabiat İlişkisi” başlıklı makalesi, Folklor/Edebiyat Dergisi’nin 92. sayısında yayımlandı.

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi resmi yayını olan Folklor/Edebiyat Dergisi’nin yaptığı çalışmalarla Kıbrıs’ın, Türkiye ve uluslararası alanda büyük bir prestij kazandığını aktaran Gülden Sarı Kanlıay, “Çalışmada metin analizine dayalı ölçütlerin ön plana alındığı nitel araştırma metoduna bağlı kalarak Divân şiiri anlayışı içinde tabiata bakışın ana çizgilerini ortaya koymak; özel olarak da bu anlayışın tipik örneklerinden olan Necâti Bey’in “Gül” redifli kasîdesindeki yaklaşım ve yorumlarımızı ortaya koyduk” dedi. Divan şiirinin başlıca istiaresi olan gülün, Osmanlı şiirinin en önemli anlatım araçlarından birisi olduğunu belirten Kanlıay, Divan şiiri coğrafyasında gülün rengi, şekli, kokusu, gösterişli oluşu gibi özellikleriyle işlendiğini vurguladı. Öğretim Üyesi Dr. Gülden Sarı Kanlıay, bu şiirlerde tabiatın bir parçası olarak gül ve insan arasında münasebet kurulduğunu kaydetti.  Ayrıca Kanlıay, Necâtî Bey’den önceki şairlerin ve çağdaşların tabiatın bir parçası olan gül çiçeğini, çok yönlü bir sembolik düzenle kullandıklarını da sözlerine ekledi.

Çiçeklerin içerisinde gülün, merkeze alınarak tabiatın ifadesinde başrolü üstlendiğini vurgulayan Dr. Gülden Sarı Kanlıay, Osmanlı Devleti’nde çiçek ve bahçe kültürüne verilen önemin kültürel yapının bir parçasını oluşturduğunu ifade etti. Kanlıay, bu kültürün şiire yansımalarından birini gül, gonca, sümbül, benefşe gibi çiçek adlarıyla rediflendirilmiş şiirlerde görünmekte olduğunu da dile getirdi.

Kanlıay: “Divan şairleri insanı tabiatın merkezine yerleştirmiştir”

Necâtî Bey’in insanda tabiatı, tabiatta insanı görmeye çalışan usta bir şair olduğunu kaydeden Kanlıay, hem çağdaşı hem de daha sonraki yüzyıllarda yaşayan şairler tarafından örnek alındığı belirtti. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gülden Sarı Kanlıay söyle kaydetti: “Bugüne kadar pek çok gül kasîdesi yazılmıştır. Bunlar arasında Necâtî, Fuzûlî, Lâmi’i Çelebi ve Hayâlî’nin yazmış oldukları hayal ve imajlar bakımından dikkat çekmiştir. Necâtî Bey’in “Gül” kasîdesi ise hayal ve mazmunlar açısından orijinal olan şiirlerin başında gelir. Ayrıca Fuzûlî’nin “Gül” kasîdesini yazmasına neden olan şiir Necâtî Bey’in Gül kasîdesidir.”

Divan şairlerinin somut olarak algıladıkları tabiatı anlatmayıp, insanı tabiatın merkezine yerleştirerek orada görünür hale getirdiğini ifade eden Kanlıay,  Necâtî Bey’in ise bunu tersine çevirerek şiire soyut bir hüviyet kazandırdığının da altını çizdi. Tabiatta insanın görülmesinin basit bir olgu olmadığını savunan Dr. Kanlıay, aynı zamanda geleneksel düzlemde bir anlayışın, bir başka deyişle, evrenin “kozmik” bir varlık olduğu düşüncesinin yansıtılma biçimi olduğunu belirtti. Öğretim Üyesi Dr. Kanlıay,  insanı, tabiatta görmenin somuttan soyutlamaya ve maddenin ruhanileşme biçimine doğru gidiş olduğunu ifade ederek, şiir sanatına incelik ve zarafet kazandırma yolunda Necâtî Bey’in başarısı ve Divan şiirine getirdiği kazanımın oldukça önemli olduğuna da dikkat çekti.

UKÜ Fen – Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gülden Sarı Kanlıay, tabiatla insan arasında kurulan münasebetin şiir sanatına kattığı incelik ve madde ile mânâ arasında kurulan bağı belirtirken, Necâtî Bey’in Gül kasîdesinden seçilmiş olan örnekler ile beyitler üzerinde gösterildiğini de sözlerine ekledi.

Haber: CEYLAN MÜJDECİ