ukü 20 kasım neslihan koçerUluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Program Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer, “Dünya Çocuk Hakları Günü” ile ilgili  “Geçen Çeyrek Yüzyılda Çocuk Hakları Konusunda Ne Durumdayız?” konu hakkında açıklamalarda bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer;  çocuk haklarının, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavram olduğunu belirtti.  Koçer, Birinci Dünya Savaşı’na kadar küçük çocukların ekmek parası kazanabilmek için saatlerce ağır işlerde çalışmak zorunda olmalarına pek kimsenin aldırmadığını ve toplumlarda buna ilişkin herhangi bir gariplik görülmediğini belirtirken, o dönemlerde dünyaya gelen bebeklerin yarısından fazlasının önlenebilir çocuk hastalıklarından dolayı yaşamlarını kaybediyor olmalarının da olağan karşılandığını kaydetti.

Toplumun temel taşı olan çocukların her türlü ihmal ile istismardan öncelikle korunma haklarını vurgulamak amacıyla ve onların her koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmaları gerekliliğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer, bundan hareketle Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Çocuk Hakları Bildirgesi’nin hazırlanmış olduğunu ve 26 Eylül 1924 tarihinde kabul edildiğini kaydetti.

Yrd. Doç. Dr. Koçer, çocukların yaradılışları icabı korunmaya ve gözetilmeye ihtiyaçları olduğunu dile getirirken, bildirgenin üzerinde yapılan ayrıntılı çalışmalarla yeniden 10 maddelik bir Çocuk Hakları Bildirgesi’nin hazırlandığını ve 20 Kasım 1959’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda oy birliği ile kabul edildiğini vurguladı. Birleşmiş Milletler’in 1940’larda kuruluşundan bu yana çocuk hakları hareketi ile dünya üzerinde her zaman ilgi gördüğünü belirten Neslihan Koçer, 20 Kasım günü Evrensel Çocuk Günü veya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edildiğini de sözlerine ekledi.

Koçer, geçen çeyrek yüzyılda çocuk hakları ile ilgili maddeleri uygulama, yaşam koşullarını iyileştirme konusunda yapılan birçok girişim olmasına karşın, yeni BM raporuna göre 2016 yılında her gün henüz beş yaşına gelmemiş 15 bin çocuğun yaşamını kaybettiğini ifade etti.

Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer, “Çocuk Ölümlerinde Düzeyler ve Eğilimler 2017”ye göre beş yaşından önce ölen çocuk sayısının 2000 yılında 9,9 milyon iken 2016 yılında 5,6 milyona indiğini, buna karşın yeni doğan ölümlerinin ise bu toplam içindeki payının aynı dönemde yüzde 41’den yüzde 46’ya çıktığını söyledi. Zatürre ve ishalin dünya çapında beş yaşından küçük çocuk ölümlerine yol açan enfeksiyon hastalıklarının başında geldiğini ifade eden Koçer, bu ölümlerde zatürrenin oranının  yüzde 16,  ishalin ise yüzde 8 olduğunu  aktardı.

Erken doğum, hamilelik, doğum ve sonrası komplikasyonların 2016 yılında meydana gelen yeni doğan ölümlerinin yüzde 30’unun nedeni olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer,  her yıl 2,6 milyon bebeğin de ölü doğduğunu ve bu durumların çoğunun önlenebilir nitelikte olduğunun altını çizdi.

Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Program Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer, çocuk hakları arasında en temel haklardan birisinin yaşam hakkının sürdürülebilmesi olduğunu kaydetti. Bazı çocuk ölümlerinin önlenebileceğine dikkat çeken Koçer, çocuk ölümlerinde alınabilecek önemler konusunda da bilgi verdi. Koçer hamilelik döneminde ve doğum sırasında donanımlı sağlıkçılara erişimin artırılmasına, bağışıklama, anne sütüyle besleme ve pahalı olmayan ilaçların temini gibi yaşam kurtarıcı müdahalelere dikkat çekerek; bugün dünyadaki en yoksul toplulukların yoksun oldukları su ve sanitasyon imkânlarına erişimin sağlanması gerekliliğine de değindi.

Haber: CEYLAN MÜJDECİ